Pulmoner Hipertansiyon Türkiye.....
Bugün 5 Mayıs 2018. Rino Aldrighetti'nin Facebook'taki paylaşımını görünce, yazmaya karar verdim. Beni, ta eskilere alıp götürdü. 1991'li yıllara.
Bu blog hayatımın ilk yazısı, aynı zamanda da bir önsöz olsun.
Ölmeden yazayım istedim. Hem içimde kalmasın hem de benimle birlikte bir dönem, kaybolup gitmesin.
“Patients and their families, as well as medical
professionals, now come from all over the world to attend PHA Conferences. In
2000, besides the U.S.and Canada, members and medical professionals came from
Great Britain, Japan, Israel, Turkey, France and a number of other nations. At PHA
Conferences, information is shared and friendships are made. Everyone is
brought up to date on the latest treatments for pulmonary hypertension. The
Conference is unusual in its collaborative mix of patients, family members and
medical professionals. PHA subsidizes its conferences through outside
fundraising so that patients in difficult financial circumstances will be able
to attend. Many doctors and other medical professionals participate as
presenters and observers. None has ever asked a fee.”
Bu blog hayatımın ilk yazısı, aynı zamanda da bir önsöz olsun.
Ölmeden yazayım istedim. Hem içimde kalmasın hem de benimle birlikte bir dönem, kaybolup gitmesin.
Rino
Aldrighetti, beni aldı uzaklara götürdü. 1991'li yıllara. Dünya'da ilk Pulmoner
Hipertansiyon Hareketi'nin temelleri, Dorothy Olson, Theresa Knazik, and
Shirley Brown'ın birbirlerini NORD; National Organization for Rare Disorders
yani Amerika'daki Nadir görülen hastalıklar için ulusal organizasyon
aracılığıyla, birbirlerini bulmalarıyla başlıyor. Sonrasında bu
gruba, Pat Paton'da ekleniyor. Ve bilinen ilk hasta dayanışma grubu kuruluyor. O 4 kişi, bir gün mutfak
masasında Pulmoner Hipertansiyon ile nasıl mücadele ederiz diye kafa yorarken, kurumsallaşmaya
karar veriyorlar. Ve Pulmonary Hypertension Association; Amerikan Pulmoner
Hipertansiyon Derneği, bu şekilde kuruluyor.
1991'li yıllarda,
ben daha 17 yaşında taze yetmeyim. Hormonlarımla boğuşuyorum. Abim; Şamil Hamidullah
o zaman ki adıyla, Primer Pulmoner Hipertansiyon tanısını aldı. Biz ne olup
bittiğini anlamadan, abimi 2 yılda kaybettik. Türkiye’deki Pulmoner Hipertansiyon
hareketini, ilk o başlattı. Kendisi gibi başka hasta var mıydı? Durumları
nasıldı? Dünyada bu konuda neler oluyor? Bir tedavi, çare var mı? Daha o zamanlar internet yok! Benden
de fayda yok. Ben de üniversite sınavlarına hazırlanıyorum. 20 Ocak 1993 yılında vefat etti.
1996 Dr. Lale Tokgözoğlu.
1996 yılında, bana PAH tanısı kondu. Doktorum, konusunda bilgili Dr. Lale Tokgözoğlu'ydu. Bir anda kendimi,
abimin bıraktığı bu yolda buluverdim.
O dönem de Pulmoner Hipertansiyon’un genetik araştırması yapılacak. Mutasyonlar vb. Ancak başka etkilerden doğabilecek bilgi kirliliğini bertaraf etmek adına tıp camiası, aynı
jenerasyondan hastalığa yakalanmış bir kurban arıyordu. Safkan Pulmoner
Hipertansiyonlu olmalıydı. Ailsel Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon. O da ben oldum, iyi mi? Klinik vaka. Dr. Lewis J. Rubin
sayesinde de Amerika'daki bu derneğe eriştim.
Sene 1997,
İnternet var ama saatlik. Dakika hesabı, saat hesabı. Dünyanın dört bir
yanından hastalarla, Pulmoner hipertansiyon ile mücadele konularını tartışıyoruz.
İlerleyen zamanlarda bir anda aramıza PAH’lı bir doktor katılıyor. O dönemde bu
bir mucize. Hem doktor, hem de bizden birisi. Bizi anlıyor. Adamla iki kelam
yapacağız ama diğer hastalardan fırsat olmuyor. İletişim dili İngilizce. Tabii
aynı saatte internette denk gelmekte kolay değil. Herkes kendi adını kullanmıyor. Karşındaki kim bilemiyorsun. Yazıyorsun, O ancak görüp, okuduğunda
yazıyor. Mektubun kağıtsız olanı gibi. Neyse ki Tess S.
de Guzman adamı yakalıyor ve bana haber veriyor. Türk’müş diye. Sonra bu Doktor, Ankara Numune Eğitim ve
Araştırma Hastanesi'nden çiçeği burnunda kardiyolog Ahmet Karabacak çıkıyor iyi
mi?
Şaka gibi.
Rahmetli Dr. Ahmet Karabacak
Amerika'daki
derneğin o zaman ki başkanı, rahmetli David Gunn, 22 Nisan 1997’de
epoprostenol sodyum tedavisine başlayan ilk hastalardanım. David, bana kendi eliyle
yazdığı, beni cesaretlendiren bir mektup göndermiş. Hastane de güzel organize olmuş. Odam belli, yatağım belli. Yatağımın üzerinde
mektubu buldum. "Aramıza hoş geldin, artık yalnız değilsin." diyordu. Bu beni çok derinden
etkiledi. Yüreğime dokundu. Dedim bu işi mutlaka Türkiye’de de yapmalıyım. David ile yüz
yüze tanışmak hiç nasip olmadı. Mekanı cennet olsun. Ama bizi de PHA’nın bir üyesi yaptı.
Aklıma gelmişken, benim
üstlendiğim projelerden birisi de, infüzyon pompası ile denize girmek. Havuza
giriyorlar ama deniz hem dalgalı hem tuzlu su. Bir de ben Ankara’dayım. En
yakın deniz 5 saat. Ne alaka! Şimdi bakınca çok ilginç geliyor. Göğsümüzde açık bir yara var. Soğuk zincire bağlı bir
de tedavi. Belimizde eski video kamera boyutlarında, infüzyon pompası.Ben bildiğiniz
özel sektörde sıradan bir memurdum. Kaç lira maaşım olacak ki? Tanesi 3.500 USD’dan 2 adet infüzyon
pompasını, hurdaya çıkardım. Ama sonunda 1999 yılında başardım. Camiamıza
hayırlı oldu.
2000 yılında
Amerika’daki kongrede ekiple bir araya geldik. Yüz yüze tanıştık hepimiz. Ya
telefonla, ya mail ile ya da internetten görüşüyorduk. O zamanlar görüntülü
görüşmek daha hayaldi. David vefat etmişti. Tess, beni eşi Pat ile tanıştırdı.
Eski günleri yad ettik.
Rahmetli David'in eşi Pat Gunn.
PAH'ın karanlık geçmişinden birlikte günümüze ulaşmayı başaranlardan sevgili Tess S.
de Guzman
PAH'a ilk ilaç tedavisini kazandıran ekip. Dr. Rubin ve yardıomcısı Dr. Gaine.
PHA’nın
resmi tarihçesinden bir bölüm paylaşmak istiyorum.
O kongreyi ölümsüzleştiren bir anıyı geride bırakarak, ülkemi en
iyi şekilde temsil ettiğimi düşünüyorum. O da başka sefer…
PHA’nın
tarihinde de yer almak güzel ve keyifliydi. Aramızda olmayanları, şimdi hasretle
anıyorum. Mekanları cennet olsun.
Kaynakça:






Yorumlar
Yorum Gönder